2018 > Mayıs yazıları

Siyah-Beyaz Film Gibi Şiirler...
  • 24.5.2018 14:19:07
  • 0 Yorum
  • 216

Türk edebiyatımızın en önemli yazarlarının yazmış oldukları siyah-beyaz şiirlerden alıntılarımızı bugün sizlerle paylaşmak istiyoruz.Bu noktada bu şiirlerin güzelliği de saymakla bitmiyor bazen kendimizi türk sinemasının o unutulmaz yıllarına dönmüş gibi hissediyor ve istemeden duygulanıyoruz.Tüm bunlar bizleri hayata bağlamaya yeterli olan şiirler adeta siyah beyazın bütün zıtlıklarını hissediyoruz...

1. İyilikler Gazeli, Haydar Ergülen
aşkın yerini iyilik aldığı zaman
inanırım beni sahiden sevdiğine

yağmurun yerini kuşlar doldurduğu zaman

az kuşlar onlar iyi kuşlar
kanatlarından büyük merhametleri var

şiirin yerini sakinlik aldığı zaman

ayrı ayrı daha mı çok yakışıyoruz birbirimize
siyah-beyaz resimlerde ahşap avuntu

sözlerin sokaklar gibi kavuştuğu zaman


2. Renklerim, Oruç Aruoba
Aklaşan grilikte duruyorum
yeşilleşen mavilik
kararan saydamlık
azalan tirşe:
o mor
hiç olmadı
mı?

O tek renk
bulunmadı
mı?

Kızıltılı
kahve
rengi

Siyah
Beyaz.
Ah,
az
hiç olmadım
mı?

Bulunamadım
mı?

3. Durmuş, Süt Mavi Gecesine, Turgut Uyar
Sabırsız ve ürkek
Durmuş, süt mavi gecesine yazların
Bağlı karaların en kabasına
En incesine beyazların
Bir nemli sevda içinde sevinçli
Ergeç boy verecek.

 

Devamını gör
Şairlerimizden Denizleri Anlatan Şiirler...
  • 23.5.2018 13:51:06
  • 0 Yorum
  • 182

Edebiyatımızda önemli bir yere sahip olan bir çok şairimiz tarafından yazılmış olan en önemli şiirleri bugün sizlere yazımızla paylaşmak istiyoruz.Bu noktada sizlere sunulack olan ve deniz üzerine yazılmış olan birbirinden güzel şiirler olduğunu da unutmamanız ve bu kapsamda bu şiirlerde denizlerin güzelliklerini de anlatmış olmanız gerekiyor.Deniz ile ilgili şiirlerden bir kaç tanesini de bu yazımızda bulabilirsiniz.


Bir Ölü Dalga, Edip Cansever

Bir ölü dalga, şuramda tam
Coşkusu içinde saklı, gürültüsü
Bu kuru dal parçasını o getirdi dün akşam
Bıraktı yüreğime, en önce beni gördü
Yok hayır, yalnızca beni gördü de ondan
Konuşur gibiydi çünkü dokundukça gövdeme
Bir yangına daha uğrasam
Bir yangına daha uğrasam.

Her şeyden habersizdim önce
Bir gök yapıyordum deniz kabuklarından
Senin çocukça gülüşüne benzer bir gök
Tersyüz ettikçe onları bir solan bir parıldayan
Bak, sana bir şey söyleyeyim mi
Vardır ya hani bir deniz kazasından
Yeni kurtulmuş bir kız çocuğunun gözleri
Bir yaşam boyu şaşkın ve kımıldamadan bakan
O kadar bencilim ki, anla
Sana verdim ben bu gözleri, ben armağan ettim anlaşılan.

 Denizi Anlatıyor, Turgut Uyar
adı çok duyulmuş bir ozan değildi
Tonyalı balıkçılar arasında
-onlar ki her türlü balığı tutarlardı denizden-
ama iyi bir ozandı
bütün söylentilerin tersine
denizde de olabilirdi sandalla
uzun geçmişli denizle
gün batımında var olan
ve gün doğumunda da


Göller Denizler, Cemal Süreya
Ölüm mü,
Bir gölün dibinde durgun uykudasın.

Denizler?
Tanrılar karıştırır durur denizleri..

 

Hayatızın bir deniz suyu kadar su gibi geçmesini ve bu noktada da sizler okurken kendinizi huzurlu hissetmenizi temenni ederim...

Sinem Özdemir

Devamını gör
Edebiyatımızda Anne Hikayelerinden Birkaç Alıntı!
  • 22.5.2018 12:33:13
  • 0 Yorum
  • 172

Anne üzerine yazılmış birbirnden farklı ve oldukça duygu yüklü şiirlemiz olduğu gibi hikayelerimiz de var bu yüzdendir ki anne hikayeleri hem acıklı bir yere sahip hem de edebiyatımızda da bir kilit taşı özelliği taşır bu açıdan baktığınız zaman bu hikayeler bizi hüzünlendirirken düşündürmüştür.Bugün sizlere edebiyatımızda değerli  bir yre sahip olan santçılarımızın anne hikayalerinden alınıtılar yapacağız.

 


1. Halide Edip Adıvar (1884 – 1964) – Ana Hisleri (Harap Mabetler), 1911
Edbiyatımızın en değerli sanatçılarından bir tanesi olan yazarımız romanlarında enel de millte ve vatan duygusunu bizlere oldukça iyi bir şekilde yansıtabilmeyi de başarmıştır.Bununşa birlikte hikayelerinde de bunlardan alıntılar yapmaktadır.Bu hikayesinde bir annenin içinde yaşamış olduğu ve biiktirdiği acıları ve bunların karmaşasını bizler yansıtmaktadır.

“Anne, anne!” dedi ve bir fısıltı derecesine indirdiği sesinde müşfik bir samimiyetle devam etti. Kardeşim için korkuyorsun değil mi? Fakat benim annem kaç senedir orada, korkma kardeşimi koynuna alır yatar, hem bilsen nasıl sarılır da insanı ısıtır. Ben koltuğun üstünde hıçkırırken, o ufak kolları boynumda “Ben artık senin çocuğun olayım olmaz mı?” dedi. Şimdi benim küçük öksüze ihtimamlarım beyhude olmadığına, yavrumun harap mezarlıklarda bir kadın şefkatine, bir kadının boş kollarına sığındığına yanık ruhum inanmak istiyor, küçük Nesrin annesine arkadaş yolladığım kardeşine mukabil kalbimi ısıtıyor ve boş kollarımı dolduruyor.”

2. Halikarnas Balıkçısı (1890 – 1973) – Yol Ver Deniz! Bir Ana Taşıyoruz (Merhaba Akdeniz), 1962
Oldukça sade anlaşılı ve özgün bir dil ile okuyuculara adeta bir anne hikayeleri klasiği yaşatıldığı  ve onun yaşatıldığı hüzünleri bir bütün halinde yansıtır.

“Fatma’yı sedyeyle gemiye taşıdılar. Kayığın ambarına koydular. Fırtınaya rağmen geminin bütün yelkenlerini açacaklardı. Çünkü kadını ölmeden yetiştirmek gerekti. Yelkenleri issa ederken yirmi gemici hep bir ağızdan “Savulun dalgalar, engine gidiyoruz… Yol ver deniz biz denizciler geliyor” şarkısını tutturdular. Tam pupa gidecekti. Ön ve arka direklerin büyük randa yelkenlilerinin birini sancak, ötekisini iskele tarafına ayı kulağı açtılar. Bu iki yelkenden başka bez namına kayığın ne kadar kanadı varsa hepsini üst üste gerdiler.”


3.Tahsin Yücel (1933 – 2016) – Dokuz Ay On Gün (Haney Yaşamalı), 1955
Bu öykülerde genelde toplumun kendi içinde yaşamış olduğu ve baş edemediği iç ve dış fikir çatışmaları ve kültürel bir eksiklik aynı zamanda da duygular yeterince hakim olamama gibi izlenimler taşımak gerekir.Bunu anne hikayeleri ile en güzel şekilde yansıtılmak istenmiştir aşağıda bu hikaye kitabiından belli bir kesit verilmiştir.keyifli okumalar dileriz.

“Hiçbir şey istememişti senden, ama herşeyini vermişti. Hep geleceğim demişti, gelmişti de. Çocuğumuz da burada doğacak ondan sonra hiç gitmeyeceğim diye fısıldamıştı kulağına. İşte bekliyordun, hesabın tamamdı, kuşkun yoktu geleceğinden. Çoktandır görünmüyordu ama ne çıkardı? Sancılar içinde de olsa gelecekti bu akşam biliyordun. Gözlerini yollara diktin, uzun uzun yollara baktın. Yanakları pembe pembe bir bebek düşündün. Adını Yılmaz koyacağım dedin. Yanakları pembe pembe bebek bütün sisleri dağıtıverdi birden, karanlıkları eritti. Şıkır şıkır bir dünya doğdu içine. Gözlerini kapadın, gülümsedin. Ama birdenbire irkiliverdin birden, arkalarda bir yerden dertli bir türkü yükselmişti.”

Sinem Özdemir

Devamını gör
Arif Nihat Asya Şiirlerinden Seçmeler!
  • 21.5.2018 11:55:34
  • 0 Yorum
  • 114

Edebiyatımın bayrak şairi olarak anılan ve kendine has tarzıyla oldukça igi çeken üslübuyla Arif Nihat Asya türk edebiyatının en önemli sanatçılarından bir tanesi olmayı başarmış ve yaşadığı dönemde ise bir çok okuyucusu tarafından da büyük bir ilgi ve beğerni görmüştür.Bugün onun kaleminde birkaç şiir ile sizlere güzel bir yazı hazırladık umarım sizlerde bu şiirleri büyük bir zevk ile okur ve onların size neler katacağını ve hangi duyguları yansıtacağını da anlamış olursunuz.Sizler de büyük bir ustalık ile kaleme alınmış bu güzelim şiirleri okurken adeta vatan sevincini de ruhunuzda hissedin.

 

Bayrak

Ey, mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim

Dağlar

Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz.
Korka korka eteğinden öper yaz;
Ağrıdağ, Babadağ, Gâvurdağ, Ilgaz
Kubbelerdir…dolaşır, aşılmaz.

Tendürük’te, Kop’ta Palandöken’de
Kurtların payı var gelip geçende…
Ki alırlar vermek istemesen de!

Dağlar var, tahtından inmeyen sultan
Dağlar var, yapılmış bundan, buluttan…
Dağlar var ki Bingöl, Binboğa, Süphan,

Medetsiz’ler, Mor’lar, Nur’lar, Yıldız’lar;
Karalar, Kızıllar, Bozlar, yağızlar…
Karla dolar ‘İmdat’ diyen ağızlar;
Yollar kesen, haraç alan dağlar var.

Bolkarda çamların sakızı damlar…
Ve bir yıldız düşer, tutuşur çamlar…
Bir kızıl şehrâyin olur akşamlar…
Tacı olan, tahtı olan dağlar var.

Tüter Sarıçiçek, burcu burcudur,
Akşamlar ya mor, ya turuncudur.
Ve kışın dünyanın öbür ucudur..

Bahçelerde Kış Şarkısı

Sular köklere çekildi… Yağdı kar,
Bir başka şarkıya başladı dallar…
Ağaç ne söylerse hoş söyler, kabul!
Gerçi şarkılığına bu da bir şarkı,
Gelgelelim nerde bu, nerde bahar…

Şimdi bahçelerden pencerelere,
Sâde bir ölüm güzelliği vurur;
Seyrir perdelerde çiçekler şöyle…
Dallar neylesinler? İçten gelmemiş
Havâdan bir şarkı bu kadar olur.

 

Sinem Özdemir

Devamını gör
Yıldızlarda Buluştuğumuz Şiirler...
  • 4.5.2018 14:04:48
  • 0 Yorum
  • 155

Yıldızler bize ne kadar yakın onları hissedek kadar mutlumuyuz yada sadece öyle olduğunu mu zannediyoruz sizce.Kendinize haksızlık etmeyin sizler her biriniz birere yıldızsınız ansızın parlamayı bekler gibi...Bugün edebiyat bizi yıldız gibi parlatsın...İyi okumalar herkese...

1. Yıldızlar, Oktay Rifat Horozcu
Kitabın yanında defter
Defterin yanında bardak
Bardağın yanında çocuk
Çocuğun yanında kedi
Ve uzakta yıldızlar yıldızlar


2. Yolculuk ve Yıldızlar, Hilmi Yavuz
gün oldu, bekledim, yol görünmedi;
bir yaza dokundum, dokunmak ıtır
kokardı eskiden; hüzne bağlıdır,
o tekne, yosunlu, kağşamış şimdi…

neydi o? deli gibi! kayıp o liman;
ne zaman yaşandıydı, sahi, o olay?
karanlık yüzü aşkın, binbir dolunay;
kısık bir lambaya benzedi zaman…

ne günden ne geceden iz kaldı;
sanki deniz mi kaldı bir yerlerde?
tekne gider gitmesine, ama ilerde
sadece sönmüş yıldızlar vardı…

3. Avuçlarıma Sığmıyor Yıldızlar, Cahit Sıtkı Tarancı
Öyle dalmışım ki bu akşamüstü,
Komşu arsadır gözümde gökyüzü.

Ben dünyadan bihaber bir çocuğum,
Kayıp zıpzıplarımı arıyorum.

Koşun çocuklar, koşun komşu kızlar,
Avuçlarıma sığmıyor yıldızlar

Sinem özdemir

Devamını gör
Hüzün Üzerine Yazılmış Şiirler...
  • 4.5.2018 14:02:07
  • 0 Yorum
  • 173

Hüzün hiç bir beklemediğimiz bir anda içimizi kaplayan bir his ve biz o hissi belki de hayatımızın her alanında yaşayabiliyoruz.Bugün sizler hüzün kokulu şiirleri derledik.Edebiyatımızda bir çok sanatçımızın hepsinin ayrı ayrı kalemlerinden çıkan adeta bizi hüzüne boğan şiirler...

1. Çocuk ve Hüzün – Sunay Akın
Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır

Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden

Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler


2. Kar Altında Hüzün Denemesi – Erdem Beyazıt
“Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz
O insan ve tabiat çağını

Dön bana ve dinle
Kuşlar uçuşuyor içimde

Loş bir keman solosu gibi
Kuşların uçuştuğunu içimde
Dön bana ve dinle.”

3. Elde Var Hüzün – Attila İlhan
“Söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün

hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün”

Sinem özdemir

Devamını gör
Necati Cumali Şiirlerinden Birkaç Deneme...
  • 3.5.2018 15:52:18
  • 0 Yorum
  • 140

Türk edebiyatımızın en değerli sanatçılarından biri olan Necati Cumali belki de hayatının her anında şiirlerini yazabilmesi ve kalemine adeta bir profesyonellik katarak bizlere verdiği eserler ile tanınır.Bizler de bugün sanatçımızın en değerli şiirlerinden bir derleme yaparak sizlere bunları sunmayı istedik.Kendisi şiir alanında vermiş olduğu eserlerini iki dönemde birleştirmeyi amaçlamıştır.Kimisinde bireysel bir duygu yoğunluğu kimisinde de toplum hayatını yansıtma söz konusudur.İşte Size Necati Cumali şiirlerinden bir kaç güzel alıntı şiir...


1. Eksik Güneşler
“Kaç günümüz varsa şunun şurasında
O kadar güneşimiz var
Her günlük hakkımızdır mutluluk
Anla
Dün bugün eksilen güneşler
Ödenmez yarınla”

2. Karabatak
“Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Bilirim yalnızlık üşütür insanı
Kalp daima sevecek birini arar
Hatırlar bakışlarda kalan aklarını
Avuçları hafif terli, yanakları al al
Ağaçlıklı yollarda akşam dolaşmalarını”

3. Ay Işığı
“Ben uzaklardan beklerdim,
Sayarak günlerimi.
Bu gece penceremden düşen ay ışığında,
Birden yanı başımda buldum
Bir ağaç gibi çiçeklenmiş
Anladım almış yürümüş
Sarmış bu sevda içimi

Gece yarısı elbiselerim,
Ayakkabılarım üstüne
Düşen ay ışığı,
İnsan böyle mi olur
Sevdaya tutuldu mu?”

 

Hiç görmediğim şey bu
Kurdun gözü yılmış sürüden
Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak
Ağulu bitkilere dolanmış salkım
Güneşten yağmur boşanacak

Yetsin demir çağının beyliği
Yeni bir gün başlıyor demek
Yeryüzünde korkusuz yaşamak
İki milyar kişiye bir dünya
İki milyar kişiye iki milyar ekmek

Yazık olur bu düş yarı kalırsa
Barış günü insan hakkı yenirse
Köroğlu’ nun sözü dinlenmelidir
Sivas ilinin Banaz köyünden
Pir Sultan Abdal dirilmelidir

Ah günüm yetse görmeye seni
Seni övmeye gücüm yetse
Barış çağı altın çağ
Son ozanı ben olayım bu özlemin
Bu özlem bitse

O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle deli ozanı
Baştan başa sevda, baştan başa tutku
Dili baldan tatlı

Sinem Özdemir

Devamını gör
Barış Kokan Şiirlerden Bazıları...
  • 3.5.2018 15:50:16
  • 0 Yorum
  • 126

Barış kelimesi size ne ifade ediyor onun aslında bizlere öyle güzel anlamlar ifade etmesi gerekiyor ki biz bir insan ve topluma yaralı bir kişi olarak bunları fark edebilmek sizlere barışı sağlayabilmek açısından da oldukça verim sağlayacaktır.Bizler belki de yaşadığımızın hayatın belli dönemlerinde barışa olan özlemimizi dile getirdik...Barış sizi herşeye o kadar yakınlaştıracaktır ki kendinizle barış sağlacak hale geleceksiniz.Bizlerde bugün barış üzerine size birkaç şiir ile o duyguyu yaşatabilmeyi amaçlayacağız...

1. Barış Koyun Çocukların Adını, Refik Durbaş
…Şimdi bilmem kaçıncı paralelde
Kuru topraklara yağmur yağıyor
Bir filmin orta yerinde kaç gecedir
Uzanıp elimi tutuyorsunuz

Elimi her sefer bir şey için
Elimi her sefer bir kere tutarsınız
Sonra bütün davalarımla ortalıkta
Sonra olanca kalabalığımla yalnız

Hava ve deniz arasında
Ekmekle barış arasında
İnanın hepiniz varsınız
Sonsuz şeyler uğruna mesela
Kırılıp dökülen şeyler uğruna
Kendinizi ne çok aldattınız

Dağlar bildiğince yüksek olsun
Gözden uzak tutamam sizi durun
Yaşamak küçük aldanışlarla güzel
Ölümü alın götürün.

2. Ben Maksada Bakarım, Oktay Rifat Horozcu
İnsan dediğin nedir
Abur cubur
Olsa da olur
Olmasa da olur
Maksat barış
Yurtta barış cihanda barış
Kendi savaş
Adı barış
Ama yanarmış yıkılırmış
Boş veeer
Maksat barış

3. Olsun Da Gör, Melih Cevdet Anday
O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
Seyreyle gülü bülbülü
Çifter çifter aylar gökyüzünde
Her gece ayın on dördü

Kuşlar geçecek damların üstünden
Kuşlar konacak dallara
Kanat seslerini duyup uyanırlarsa
Gene kuşlarla uyusun çocuklar
Olanı biteni anlatma.

Sinem Özdemir

Devamını gör
Sis Üzerine Yazılmış Şiirler...
  • 2.5.2018 16:52:10
  • 0 Yorum
  • 133

Sisler kadar belirsiz hissettiğimiz şiirlerden bir alıntı yaparak bugün sizlere hayatınız için farklı bir şiir okumaya da teşvik sunuyoruz.Tüm bunları düşündüğünüzde ise sizlere her alnada iyi gelene edebiatımzda sis üzerine yazılmış bütün şiirleri de okuyabilme imkanına sahip olduğunuzu da ifade edeceğiniz ortamlar olduğunu da düşünebilir ve bunlara bir çok yönden de iyi yaklaşabilirsiniz.Öncelikle bütün sanatçılarımızı saygı ve sevgiyle anıyor edebiyatımıza katmış oldukları sis ile ilgili yazmış oldukları bzie farklı duygular yaşattıkları için teşekkür ediyoruz.

1. 22 Temmuz 1950, İlhan Berk

 

İğne atsan yere düşmeyen İstanbul’da
Kimseler yoktu
Çıkıp gitmişlerdi o kadar insan
Sanki dünyadan.

Eminönü’yle Karaköy arası dünyada
Tam bir sis altındaydı
Gidip uzaklara doğru baktım
Bitkiler görülecek şeydi yeryüzünde.

Hava balık ve rakı kokuyordu İstanbul’da
Bir kış günüydü kendimde değildim
Uzakta bir pencere duruyordu
Ben pencereye bakıp ağlamıştım

Saat beşte ilk defa gelmiş gibiydim dünyaya
Kadın hatıralarıyla ağlıyordu
Yeni bir dünyada sarhoş uçuyordu
Kuş Üsküdar’da


2. Ürperti, Edip Cansever
Sisini kendi yaratan gemi
Kayıp gidiyor ayaklarımın altından
Çırpıyor kanatlarını zıpkın kuşu
Sisin içinde
Denizde zaman yok.

3. Ağrı, Birhan Keskin
O günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.

Sinem Özdemir

 

Devamını gör
Can Yücel'den Hafızalara Kazınmış Şiirler...
  • 2.5.2018 16:50:31
  • 0 Yorum
  • 124

Can Yücel hayatında her alnada edebiyatın içerisinde olmayı başarmıştır.Sanatçımızın biyografisini incelediğimiz de de bunu oldukça net bir biçimde göerbiliyoruz.
Can Yücel, Hasan Ali Yücel ile Refika Hanım’ın evliliklerinden 21 Ağustos 1926’da ikizi Canan ile birlikte dünyaya gelir.daha sonra ilerleyen yaşlarda şiire ve sanata öerak salan bir çocuk olduğunuz hayatının belki de her alanında belli eder.Bu yüzden Can Yücel şiirleri bizim için oldukça kıymetli bir yere sahiptir. 


Suda

Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık
Tutmuşum, tutmuşum ellerinden senin
Düşmüşüz yavaşça bir sakin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık

Balıklar gibiymiş sessiz ve karanlık,
Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin
Susarmışız öyle, bir sakin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık

Yeşil Şiir

Gözlerini kapatır beklerdi;
Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,
Beklerdi işitinceye dek
Ağacın dalında, rüzgarda;
Yeşili duydu mu uyurdu
Rüyasında…

Kar Havası

Şehir demir almış bir gemi karda
Kalktı kalkacak
Belki de seni bekliyoruz böyle
Biliyorum her zamanki gibi
Gene en son dakkada geleceksin
Martı ayaklı tayfalar koşuşuyor limanda
Açılıyor muyuz ne
Gökyüzü mü yürüyor biz mi gidiyoruz yoksa
Nedir o uzakta kapı mı pencere mi
Sana benzer bir ışık sızıyor ardından
Uykunun gözünde bir gelin teli
Yanıp yanıp sönüyor

Sinem özdemir

Devamını gör
Yağmurları Anlatan Şiirler...
  • 1.5.2018 15:59:11
  • 0 Yorum
  • 135

Yağmur deyince gökyüzünden süzülen ince damlalar aklımıza geliyor.Her bir damla bizi hayata ve yaşama bağlayan bereket niteliği taşıyor.Yağmur şiirlerinde sizlere bugün seçmeler ile en güzel şekilde yağmurları anlatmaya ve tüm okuyucularımıza yağmuru sevdirebilmeye de çaba sarf edebilecek bir hale gelmiş olacağız.Türk edebiaytında da bir çok sanatçımızın gökyüzünün bereketi ve adeta değerli bir incisi olan yağmuru anlatmaya çalışmış.

1. Necip Fazıl Kısakürek – Bu Yağmur


Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince,
Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur.
Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince,
Aynalar yüzümü tanımaz olur.

Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik,
Tenimde acısız yatan bir bıçak.
Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,
Dayandıkça çisil çisil yağacak.

2. Ahmet Hamdi Tanpınar – Yağmur


Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.

3. Ahmet Muhip Dıranas – Yağmur Gül ve Eller


Yel yapraklarımı savurur,
Dört yanım yağmurla örtülü;
Güz vaktim gerçek ya, ne yağmur!

Kafamda hep bir uykusuzluk
Ve masamda bir düşler gülü,
Gecenin içinde, soyunuk.

Sinem Özdemir

Devamını gör
Edip Cansever’in Şiirlerinden En Güzel Alıntılar...
  • 1.5.2018 15:56:57
  • 0 Yorum
  • 113

Edebiyatçımız bizim için oldukça değerli ve kıymetli bir yere sahip ve edebiat açısından yaptıkları da unutulmayacak kadar değerli bir yere sahip diyebilmemiz de mümkün.Olaya bu açıdan baktığınız anda ise ortaya çıkan tüm güzel durumları da birleştirerek farklı bir bakış açısına sahip olacak hale geldiğinizi de kanıtlayacak hale gelmiş olacaksınız.Bizler bu tür şiirleri okurken onlarda kendi şiirlerimizi de görecek hale gelecek ve bu eserleri hayatımızda oldukça benimseyeceğiz.

 

1. Sonrası Kalır, 1970


On kalır benden geriye, dokuzdan önceki on
Dokuz değil on kalır
On çiçek, on güneş, on haziran
On eylül, on haziran
On adam kalır benden, onu da
Bal gibi parlayan kekik gibi bunalan
On adam kalır.

Ne kalır ne kalır

Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan
Dokuzu unutulmuş on yüz mü kalır
Onu da unutulmuş bir şiir belki kalır
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardağında on dudak izi
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır
Asıl bu kalır.

2. Şu Küçük Şey (Şairin Seyir Defteri), 1980


Nice sözler vardır belli belirsiz bir yangın yerine benzer
Arasıra kokusunu duyarız
Ve aşklar şekilsiz eylemlerdir gün günden
Biçilmemiş bir çayırdır bütün yaşam
Durumlardır çünkü akılda kalan yalnız.

3. Çiçekler Zamanında (İlk Yaz Şikayetçileri), 1984

Ölüm, seni mi düşünüyorum ne bugünlerde
İpekli bir mendili katlar gibi durmadan
Sesini mi duyuyorum en çok
Dünyasızlığın sesini.
Ben çiçekler zamanında doğmuşum
Islak bir gökyüzü zamanında
Ve annem olmamış gibi doğmuşum
Sesini yakından tanıyorum.
Bıraktım anılarımı yan yana dizip
Tam şuralarda bir yerde duruyorum
İstersem yapabilirim
Su diplerindeki esrikliğime güvenip

Sinem Özdemir

Devamını gör